... Bana baktığınızda ilk önce heyecanlı birini görürsünüz. Sizin heyecan sandığınız çocukça düşüncelerimdir; olsa olsa bir çocuğun gündüz düşü. Pek düzenli bir adam olduğum söylenemez. Hayatım bu yüzden hep karmakarışık zaten. Sevdiklerim en çok değer verdiklerimdir; -kendimden bile çok- ama her zaman sevgimi hissettiremem. Zaman zaman bir şeyleri unuturum, bana hatırlatmanız gerekebilir hep. Zengin bir aileden gelmiyorum, büyük hedeflerim olsada para kazanma konusunda hep bir bahtsızlığım vardır (elbet bir gün geçecek). Kendime karşı dürüst olmadığım gibi zaman zaman çevreme karşı da dürüst olmadığım olur. Genelde insanlar üzülmesin diye dürüstlükten uzaklaşırım. Zaman zaman sorumluluklarımın ve önceliklerimin sırasını karıştırırım.
Bakınca pek de sevilecek biri değilmişim aslında. Neyse ki bir çoğu geçmişte kaldı. Hayatı olduğu gibi kabulleniyor, nasıl yaşanması gerekiyorsa (herkes gibi) öyle yaşıyorum. Herkes gibi tek bir beklentim var artık hayattan, hayallerim yerine... Her şeyin belirli bir sırayla yapılması gerektiğini, yaşarken yaratıcılığa yer olduğunu ama gündelik yaşamda olmadığının bilincindeyim. Sorumlulukların bir ilacın prospekdüsü olduğunu öğrendim artık. Hayat ilacını kullanabilmek için sorumluluk denilen adımları her nefes aldığında tekrarlaman lazım. Nasılsa nefes aldıkça hayattayız. Kendimi iyi hissettikçe değil, insanlar iyi hissettikçe mutlu oluyorum artık. Bu yüzden insanlara daha çok yardım ediyorum... En önemlisi sevgi hakkıdaki düşüncelerim: Sevgini gösterdikçe azalmıyormuş meğer. Neden bunca yıl cimrilik yapmışım ki... Artık değer verdiğim herkese hayatımda ne kadar önemli olduklarını hissettirmeye özen gösteriyorum.
Sanırım yavaş yavaş doğru bir insan olmaya başlıyorum...