Perşembe, Mayıs 27, 2004 7:53 ÖS
az kaldı... çok az...
herşeyden sıkıldım
Pazar, Mayıs 16, 2004 3:11 ÖÖ
hep beraber tekrar tekrar ediyoruz:
her şey çok güzel ve çok güzel olmaya devam edecek ve hatta daha iyi olacak
yattım, kalktım,uyuyamamaya gıcık oluyorum.
Salı, Mayıs 11, 2004 3:30 ÖÖ
insanlar küçüken de büyükken de yarışmaktan zevk alıyor galiba. mesela işi kronolojiye dökersek...
çok küçükken;
-aga gı!.
-bayaa aaaa!!!
biraz daha büyüyünce;
-ben daha uzaÄŸa iÅŸerim!
-hayır ben! ben!
biraz daha;
-ben daha uzağa tükürürüm!
-hadi ordan asıl ben daha uzağa tükürürüm!
biraz daha;
-ben daha hızlı koşarım!
-hayır ben daha hızlıyım işte!
biraz daha;
-ben senden daha zekiyim!
-sen öyle san. ben zekiyim, ondan zeki olduğumu söylemiyorum bile!
biraz daha;
-ben çok acı çektim...
-hayır ben daha çok acı çektim!
bu aralar da rahatlıkla doldurulabilir. ama ne gerek var. tıpkı bu yarışlar gibi. bunca yarışın içinde biz veya şahsen bu gece ben nerdeyim peki? nerde? ne zaman? 24 aralık 79'da doğmuşum, süleymaniye doğumevinde Hz.İsa'yla aynı günde. kayıp kuşağın sonunu yakalamışım. X, Y'den güzeldir.daha on günlükken gözüm iltihaplanmış. gözyaşı yerine irin akmış, belki hayata dair de ipuçları o zaman başlıyordu. sonra 6 aylık olmuşum, siyasi çatışmalar sırasında beşikteymişim. sokaktaki bir çatışmada yirmi santim üstümden bir mermi geçmiş, duvara saplanmış, ekmek almak için dışarı çıkan yaşlı bir komşumuz öldürülmüş.büyümeye devam etmişim. ilkokula kadar en yakın arkadaşlarım iki kızmış, doktorculuk, evcilik vs. anlam veremediğim bir sürü şey gördüğümü hatırlıyorum. hasiktir
bunlar niye eksik şeklinde. şimdi o kızlardan biri evlendi, diğeri avukat oldu.. ilkokula başladım sonra, gedikpaşa ilk öğretim okulu. devletin sattığı sayılı okullardandır. birinci sınıfın birinci dönemi sonunda herkes ali topu at, ayşe kovala, veli sen otur, kafana göre takıl filan yazarken ben yan çizgiler çekmeye çalışıyormuşum. ikinci dönem başladığında ise birden su gibi okumaya başlamışım. kitap okumaya başladığım zamanlar da bu araya denk gelir. sonra okuma bayramı oldu. pamuk prenses ve yedi cüceleri sahnelemiştik. ben pelerinli bir prenstim. prensesi öpmekti olayım. adı Kıvılcım'dı. bir polisin kızıydı, uzun siyah dalgalı
saçları ve kocaman gözleri vardı. öptüm, uyandı. yanaklarının kızardığını hatırlıyorum.. sonra taşındık, fındıkzade zamanları başladı. sınıfta iki erkan vardı. beraber takılırdık, ilk dayağı da yine adaşımla topumuzu çalan dört çingeneden yedik. ilk kaya tırmanışlarımız da bu zamana denk gelir. mezarlıkta oynardık. ben kitap okumaya devam ettim. yumurcaklar savaşı'nı o zamanlar okumuştum. sonra anadolu lisesi sınavı. yedeklerden vefa'ya girdim. kayıt sırası tam bana geldiğinde kırmızı çizgi çekilmişti. oraya da son anda yani. hazırlıkta oliver twist müzikalini sahnelemiştik. yetimhanedeki onlarca çocuktan birini oynamıştım. food glorious food diye bir şarkımız vardı. Christopher White hocamız sağolsun. sahne önünde pek rolüm yoktu. ama sahne yönetmeniydim. tam dört yıl sahne arkasındaydım. ortaokula geçtiğimiz sene o sarışın kız gelmişti vefa'ya, 6 yıl sevdiğim kız. hiç çıkmadık ama. çıkarsak kanatları kırılırdı, halesi düşerdi. hayal yalan olurdu. neyse ki ikimiz de denemedik bile. okulun sayılı karizmatiklerindenmişim, benim için kızlar arasında şiir yarışmaları bile yapılırmış. bunlardan hep çok sonra haberim oldu. malum benim bir hayalim vardı. gitar olayı da yine vefa'da başladı. abimin alıp daha sonra ders yoğunluğu yüzünden evde bıraktığı gitarla baya haşır neşir olduk. o zamanlar da beste yapardım. ama hiçbirisini hatırlayamıyorum. arada fen lisesi sınavları vardı sahi. babam, ben dengesizlik yapıp boş soruları doldurmak için yazı tura attığımı duyunca kızmıştı. ama hayal vardı, gelecek yoktu ki.. lise zamanı hep grup halindeydik, tarikat diyorduk hatta kendimize; yavşaklar tarikatı. bir gününden bile pişman değilim, bir gününü bile kahretsin diye bitirmedim vefa günlerinin. sonra üniversite sınavları. uğur dersanesinin u1 sınıfındaydım, dereceye hazırlananlar sınıfı yani. koskoca sınıfta 3 kafadengi buldum, çiçek pasajı güzeldi o zamanlar. bu 3 kişi hariç herkes boğaziçili, odtülü, itülü oldu. birimiz ytü'ye girdi, birimiz giremedi, ben de son tercihim olan kocaeline. sınav gecesi babam kaldırıp birşeyler daha yazalım demese ben de boştaydım. sınav sabahı kahvaltıyı kusan ben son tercihimi kazanabildim. ilk 2 yıl yurt zamanlarıydı. tolstoy okuyorum diye bana komünist dedikleri, bende dikkat çekmemek için üniversitenin reisiyle muhabbet kurduğum zamanlardı. o zamanlar da güzel sanatlardan bir kız vardı sahi. iyi kızdı. ben yine yaptım bir dengesizlik, istemedim onu. şimdi evlidir,
kimbilir nerdedir. 3. sınıfta frp ve metin, bir avuç insanı mucizevi bir şekilde bir araya getirdi. can dostu olduk bu adamlarla, birisiyle kolumuzu bile kestik, kan kardeş olacağız diye. osmanlı zamanı olsaydı herhalde akıncılar olurduk. çok içtik, çok konuştuk, çok güldük, çok sıkıldık, çok gittik, çok geldik, çok paylaştık. daha hiç bir şeyi harcayamadık. sürekli soru sorduk, kendimize, dünyaya, bir çoğuna cevap alamadık. herşeyiyle çok güzeldi. sonra üniversite bitti, askere gidiyorum derken yükseklisansa gittim, bok varmış gibi. onca zaman geçti.. ömrümüz yettiği ölçüde de birer film çekeriz artık. 25 yılda ben hiç yarışmak istemedim, kazanmak, kaybetmek istemedim. hırsın sebebini anlayamadım. egoları anlayamadım. gerçi anlayan da anlamayan da bir bu dünyada. hatta anlamayanlar daha şanslı; kafa karıştıracak kuramları, doğruları yok. ne güzel paşa paşa varolup yokolucaklar. Apolloinaiere'nin şiirini hatırlasaydım, onu yazardım şimdi buraya ama hatırlamıyorum.
kısacası, biz neyiz dememek lazım. biz iyiyiz demek lazım.
kardeşler, sağlık, keyif ve biz olsun yeter ki. dünyayı ters çeviririz mazallah...
bir de berkay'ın burnundan çıkanlar listesi vardı
Cumartesi, Mayıs 08, 2004 8:04 ÖS
1.pirinç
2.kola
3.su
4.çay
5.patates (çiğnenmiş)
6.bira
7.ÅŸarap
8.makarna
9.süt
10.cornflakes
11.salya
12.kahve
bir de evde kırılanlar listemiz ve savunmalar vardı. bunu da hatırlarsınız.
-atakan'ın kapı penceresi.. ee. camı by berkay. (atakan kapıyı üzerime kapattı ama..)
-erkan'ın kolonyası by atakan (kendi düştü)
-erkan'ın yatağı by atakayan (berkay:oha! be utanmadan bizi de suç ortağı yaptın. topsun olm sen. afakan: inanmayın kıran erkandır)
-konserve by atakan (kolum kazara çarptı valla)
-atakan2ın sol gözlük camı by erkan (%1 attım ya. hastir ya. istemeden kırıldı. 8-/ )
-ev halkının şampuan by metin ( torpil kazası. pardon)
-şeker bir kaza by metin ( demlikte soğuk çay unutmuşsunuz. şekerlikte şeker vardı ya. pardon!)
-bardak by erkan (çelme taktım,heee)
-tatlı kasesi by berkay (ene. aylar oldu ama)
-sandalyenin bir parçası by erkan (bulgur'u güldürüyoduk)
-kepçe by fatma teyze (elimde kaldı)
-kupa bye erkan (götsün olm sen göt!)
-priz by atakan (girmedi, soktum)
-bardak by atakan (geniş omzum çarptı)
-batu's tshirt with wakizashi by erkan (karnına saplıycaktım, tişörte takıldı)
efsanevi Baç atakayan'ından konuşamamalar.. 1999-2002 arası
ünk ünk (ahmet). aca pa pa (erkan). ke ke ke ke (berkay). deu tısh (berkay). meee.. meee.. (batu). bii çüçü(berkay). kirpik uzu uzu uzu (erkan). ortatağ (batu). anite animate te te (berkay). oze ozaa(erkan). ting ile ceyn (celal). voska ile vitki (ahmet). şuribi şuribi (atakan). taki bi (atakan). büsseyle cünye (atakan). saylanmaz (atakan). magala mangala (ahmet). hast.. hast.. (erkan). çast çasta (erkan). ben niye buna mer may (batu). watawana (erkan). şarli (erkan). şatal şatal çatal (erkan). o kona son (batu). pıtlama (batu). mua mua mua ahaha mua mua muamelesi hahaha!(batu). göğüslü mantar (erkan). bana mısınız demediniz (erkan)....
nası olursa olsun havanıza sokiym.
bilmem kimin divanından
azm-ı hamam idelüm sürtüştürem ben sana
kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can
lal-ü şarap içirem ve ıslatıp geçirem
parmağına yüzüğü hatem-i azerdahşan
eğil eğil sokayım iki tutam az mıdır
lale ile sümbülü kahkülüne neveran
öyle bir sokayım ki kalmasın dışarıda hiç
düşmanımı göğsüne hançerini nagehan
kulaklarından tutam dibine kadar sokam
sahtiyinden çizmeyi olasın yola revan
önüne diz çökerek ılık ılık akıtam
bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan
eğer arzu edersen ben ağzına vereyim
yeter ki sen kulundan ÅŸeker ister her zaman
herkese vermektesin bir de bana versene
avuç avuç altını, kulun olsun şad-ü man
ayrıca seni seviyorum cümleciğine cevaplar:
-seni seviyorum.
-ne güzel seninle birlikte beni seven iki kişi olduk
-seni seviyorum.
-havalardandır, bana da oluyor bazen.
-seni seviyorum.
-neden? bende benim bilmediÄŸim bir ÅŸey mi buldun?
-seni seviyorum.
-beni bu işlere karıştırma nolur.
-seni seviyorum.
-yorum yok.
-seni seviyorum.
-hadi ya. çok ilginç. ee sonra?
-seni seviyorum.
-bende seni seviyorum... ee nolucak ÅŸimdi?
-seni seviyorum.
-yeni parola bu mu? ben ne diyeceÄŸim peki?
-seni seviyorum.
-hayır. izin vermiyorum. bugün beni seven yarın kediyi, köpeği de sever. olmaz, ben ciddi biriyim.
-seni seviyorum.
-blöfünü görüyorum. rest
-seni seviyorum.
-hemen soyun o zaman
-seni seviyorum.
-gücün bana mı yetiyor. akranlarını sevsene.
-seni seviyorum.
-bu neyi çözecek ki?
-seni seviyorum.
-allah razı olsun
-seni seviyorum.
-sen artık kararını vermişsin. ben ne desem boş
-seni seviyorum.
-net mi? brüt mü?
nasıl olacak bu işler kardeşlerim?
şanssızlık bu dimi. önce zatürre. sonra 3 haftalık bir girp. sonra bu diz olayı. gerçi hepsi benim hatam. amanne boksa. sağlıkönemli.. gerçi alkol ve sigara ayrı..
uf o kadar basit şeyleri o kadar zorlaştırmışız ki, nefes almak bir çok insan için en kolay şey iken bizim için ciğer sesi duymak anlamına geliyor. ölmek için yaşıyanlarız.
iki ihtimal var, ya bu dünya bizi, ya biz bu dünyayı. umarım en azından birimiz bu dünyayı alt eder. yoksa ölüm allahın emri, ayrılık olmasa...
bazen hava bile ağır geliyor.
decadencé
"bakakalirim giden geminin ardindan
atamam kendimi denize,
dunya guzel.
serde erkeklik var,
aglayamam."