zamanın temizlemediği kir kalmayacak. bütün hatalarımızı, doğrularımızı, iyilerimizi, kötülerimizi, aldattıklarımızı, aldatıldıklarımızı, başardıklarımızı, başaramadıklarımızı silip atacak. geriye yine biz kalacağız. mevsimler boyu ağaçlar yaprak değiştirse de, her mevsim farklı renkte yaprak dökse de biz onları hep aynı renkte göreceğiz. çökeceğiz, anlık dirilmeler yaşayıp yine çökeceğiz. yaşadığımızı unutacağımız günleri hayal edip herşeyi geride bırakmaya çalışacağız. basitlikleri görmemeye çalışacağız. dilencileri, yalnızları ve zevksizleri görmemeye çalışacağız. bizi yaratan irin kokan insanları görmemeye çalışacağız. ama bir adım öteye adım atamayacağız. kendimizle yaşamak zorunda kalacağız. artık ya dostlara ya da paraya güveneceğiz. geriye hiç bir şey kalmadığını fark ettiğimizde bir büyük bitireceğiz. güvendiklerimize sığınacağız. zamanın geçtiği her an, o ana küfredecek ama yapacak bir şeyimzi olmadığı için devam edeceğiz. sürekli gözlerimiz uzakta bir gemi arayacak, ama sürekli mutlu ve tek başına yaşamaya çalışacağız.
2.11.2001'den :
insanlar ilk başta erkek ve kadın bir bedende birleşmiş olarak yaratıldılar. dört kolları ve dört bacakları vardı. bedenleri yuvarlaktı, kol ve bacaklarını hareket etirerek yuvarlanarak ilerlerdi. sonra zamanla tanrılara hürmet göstermez oldular. kurbanlarını adamaz oldular. hatta tanrılarını saldırmak ve onları devirmek üzere Olimpos dağını kuşatma tehdidi savurdular. tanrılardan biri şöyle dedi: " hepsini öldürelim! tehlikeli olmaya başladılar." bir başkası ise şöyle dedi:" hayır, daha iyi bir fikrim var, onları ikiye böleceğiz, böylece sadece ikişer kol ve bacakları olacak. yuvarlanamayacak, yuvarlak da olmayacaklar. sayıları ikiye katlanacak ve iki kat daha
fazla kurban sunacaklar ve en önemlisi, her iki yarı da birbirine bakmaktan kendini alamayacak ve bizi rahatsız etmeye vakit bulamayacaklar."
beklenen gerçekleşti, insanlar diğer yarılarını aramaya başladılar. hediyeleri kabul ettiler, kendi hediyeleri yarattılar. herşey onlar için yaratılmıştı, hatta tanrıların vermediklerini de kendileri yaratılar. düzen kurdular, herşey diğer yarı için ve dolaylı olarak insanların gelişimi içindi. adlarını bile koydular. yalnızlık, sevişmek, aşk, hırs, umut, vs... bir süre sonra bu hayata o kadar kapıldılar ki birbirlerini aramayı da unuttular. yapılan herşey daha iyi bür dünya ve düzen içindi. tanrılar bu olanları hayretle izlediler. plan mükemmel işliyordu. kurban falan da istemiyorlardı artık. insanları izlemek onlar için eğlenceliydi artık. kendi sonlarına umarsızca gidiyorlardı.
ama zamanla bazıları belirdi insanlar arasında. bu kişiler düzenin farkına varmışlardı. onlara verilen tüm uyuşturucuları reddettiler. hediyeleri ve insanların kendilerinin yarattıklarını kullanmaya başladılar. hatta diğerlerini de anlamayacaklarını bile bile uyandırmaya çalıştılar. zamanla vazgeçselerde tanrılar bu işe çok sinirlendi. suç belliydi, cazasını da çekeceklerdi. isyancıları belirsizlikle ve boşlukla cezalandırdılar. onları hemen öldürmek yerine hayatları boyunca acı çekmeleri uygun görüldü. kaçmalarını engellemek için iradelerine kararlılık, acı çekmeleri için de varoluşlarına kararsızlık ve belirsizlk verildi. artık her şey çok güzel olacaktı.