umutsuz yaşayamaz derler insanlar için (nutuk atarken ben de derim, sadece normal insanlara). ulaşabildikleri sürece umutlar hedefleridir. düzenli bir şekilde planlarına uyup hedeflerine ulaşabilirler mi peki?
hayır.
sadece o anı geçirirler. o umut işte o an yaşadıklarını unutturur onlara. tek amaçları da belki unutmaktır, bilmediklerini.
o umut onları yaşlandırır, tabuta sokar. farkında olmak ise en kötüsü. flu müziği gelir sonra yavaştan. dalar gider erkan:
bir martı sesi, dalga sesleriyle beraber. sonra gitar gelir ebow la beraber. solo başlar. ağlayan birileri var demek ki benim yerime. herşeyi yanlış yaptığınızı düşünmüşsünüzdür. hayatınızın karşısına iki nokta üstüste koysanız, devamına ne yazacağınızı bilemediğiniz anlar. yaşıyor musunuz?! hissetmeniz için sağınızı solunuza kesmenize gerek yok...
acı çekiyorum o halde yaşıyorum.
sen sınırsın, dumansın. yakardım seni gerçek olsaydın.
oysa alevlerin eski bir şarkıdır, bulut bulut karartan havayı.
bir mum ışığı yeter içimize, bu sonbaharı aydınlatan.
bir eski şarkı susar içimize, hepsi bu.
bir mum ışığı...
karasını bilmeyen aklara düştüler, sıcak ülkelere göçemez bu sefer. artık martı, deniz soğuk, mevsim bulut.
sen kendini, kendini sevmeyi öğren.
(flu, vakti zamanından)