insan çamurdan yaratılmış. biraz toprak biraz da su yani. bu ikisini karıştırırsın, şekil verirsin ve al sana insan!
ama;
kimisi vardır, duru bir göl gibidir, toprağı azdır. huzur verir, sakindir, sessizdir. bakarsınız içini görürsünüz, içinin temiz olduğunu görürsünüz. arada bir sert rüzgar eser, gölün dibindeki kumlar suyu bulandırır. ama zamanla, herşeyde olduğu gibi zamanla dibe çöker, içine çöker. durulur sonra yine, unutur.
kimisi vardır, bataklıktır, geçmenize izin vermez, canlar alır. içindeki herşey çürümüştür, yılanlar gezer yerli yersiz. güneş ışığını geçirmez, yağmur bile temizleyemez onu. kendi haline bırakmanız gerekir. çünkü zaten kendi kendine o hale gelmiştir. yardımınıza ihtiyacı yoktur. gelenleri yutar, çürütür ve onlarla büyür.
kimisi vardır, suyu fazla sevmez, barındırmaz. kayadır, serttir. içinden elmas da çıkabilir, kömür de. istediğiniz şekle sokamazsınız, kırılabilir, paramparça olabilir. ya da rodin çıkar gelir bir gün mezarından. düşünen adamı, düşünmek istemeyen adam yapar, bir şaheser yok olması gerektiği gibi yok olur.
kimisi vardır, nadasa bırakıldığı için hayata küsmüş bir tarlanın toprağıdır. o suya, su ona kavuşmayı bekler, bir çiçeği büyütebilmek için. ama baharı beklerler genelde kavuşmak için. çünkü o zaman yaşatabilirler gül ile bülbülün aşkını.
daha kimbilir kimileri vardır..
he bir de şehirde ikamet edenler.. toprak sürekli makyajlanır, gübrelenir, betonla üstü bile kapatılır, çiçekler elle dikilir, ağaçlar kesilir, buluşturamazsınız bir türlü su ile toprağı. bir insan tutturamazsınız belki de. kaldırım taşlarının altında ise kumsal vardır.
içine kan, ter ve gözyaşı işleyen toprak, istemez sonra başka canları, mezar olmak istemez. toplu mezarlar barındırsa da bir yerlerinde, tek bir papatya büyütmek ister, tek bir papatya.